Başarılı bir psikanaliz yalnızca yeni içgörüler kazanmak değil, bizi uzun süre ayakta tutmuş bazı fantezilerden, savunmalardan ve beklentilerden vazgeçebilmek anlamına da gelir. Irene Hurford bu yazıda, kusursuz ebeveyn ve çocukluk fantezisinden kurtarılma arzusuna, kontrol yanılsamasından eski savunmalara kadar analiz sürecinde kaybedilmesi ve yasının tutulması gerekenleri çarpıcı bir liste halinde ele alıyor. Değişimin neden çoğu zaman bir kazanımdan önce kayıp ve yas deneyimi gerektirdiğini düşündüren güçlü bir metin. (Editoryal)
Kazanmak için kaybetmeli, ilerlemek için yas tutmalıyız.
Bu yazı, @fairykingcarter (https://substack.com/@fairykingcarter) tarafından bırakılan ve analizdeki ilerlemeyle ilişkili kayıplar hakkında daha fazlasını duyma isteğini belirten bir yorumdan ilham almıştır. Değişim zor ve acı vericidir; onu istediğimizi iddia etsek bile genellikle ona karşı savaşırız. Bu durum, en erken, en köklü ve en değerli fantezilerimizin ve arzularımızın çoğunun, kayıtsız bir dünyada kendi yaşamının öznesi olabilen yetişkinler olarak daha iyi işlev görebilmemize olanak tanımak için sıklıkla parçalarına ayrılıp yeniden inşa edildiği psikanalizde özellikle geçerlidir. Kayıplar sıklıkla eşzamanlı olarak gerçekleşse de, her bir kayıp yıllar değilse bile aylarca süren bir çalışmanın konusudur. Bu fantezileri, kör noktaları, inançları ve arzuları geride bırakmanın en zor kısmı, onlar olmadan dünyada var olmanın nasıl bir şey olacağının yasını tam olarak tutmaktır. Onların yerini, umut edilir ki gerçekliğe daha çok yaklaşan ve analizanın daha az bilinçdışı tekrarlama dürtüsüyle [drive towards repetition] daha özgürce hareket etmesine olanak tanıyan yeni inançlar, fanteziler ve arzular alır.
1) Bizi ikirciksiz (unambivalently) bir biçimde seven ve tümgüçlü (omnipotent) kalmaya devam eden kusursuz ebeveyn (özellikle de kusursuz karşı cins ebeveyn) fantezisi.
2) Sevildiğimiz, korunduğumuz ve travma ya da zorluklardan etkilenmediğimiz, kusursuz bir çocukluk fantezisi.
3) Romantik bir partnerin, arzulanmış kusursuz ebeveynin yerini alabileceği veya onu yeniden yaratabileceği, bir çocuğa bakılacağı gibi bizimle ilgileneceği inancı.
4) Analistin bizi bir çocuk gibi seveceği, koruyacağı ve özlemi duyulan ebeveynliği yeniden yaratacağı arzusu.
5) Ambivalansın yarattığı rahatsızlıktan kaçınabilme; dünya ile insanları iyi ve kötü şeklinde net kategorilere bölme eğilimi.
6) Güç ve kontrol fantezisi ile ötekileri, bizim ikirciksiz sevgi ve bakım yönündeki infantil (çocuksu) ihtiyacımızı karşılamaya zorlayacak kadar kontrol edebileceğimiz inancı.
7) İstisnailik fantezisi; ya olağanüstü yetenekli olup özel muameleyi hak etmek ya da olağanüstü hasarlı olup özel muameleyi hak etmek.
8) Bir bilinçdışına sahip olmadığımız, mantıklı, rasyonel, tamamen bilinçli varlıklar olduğumuz ve düşüncelerimizi, duygularımızı ve eylemlerimizi kontrol ettiğimiz inancı.
9) Bilinçdışı fantezinin ilişkisel örüntülerin tekrarlanmasını nasıl yönlendirdiğinin ve bilinçli korkuların bilinçdışı arzuları maskelediğinin farkında olunmaması.
10) Kendimiz ve yaşamımız hakkında kesin ve net bir anlatıya olan inanç.
11) Geçmişin bir yılan derisi gibi üzerimizden atılabilme arzusu – yalnızca düşünmekten kaçınmanın geçmişin etkisinden kurtulmak için yeterli olduğu.
12) Psikolojik semptomların genetik, epigenetik, çocukluk deneyimleri, kuşaklararası travmalar ve bugünkü yaşam güçlüklerinin içiçe geçtiği bir karışımdan ziyade, bağımsız, tedavi edilebilir bir “beyin hastalığı”nı yansıttığı inancı.
13) Tedavi ve iyileşmenin, kelimelerle iletişim kurmamıza ve analizin zorlu çalışmasını yapmamıza gerek kalmadan, pasif bir şekilde, bize “yapılarak” gerçekleşebileceği arzusu.
14) “Sihirli hap” fantezisi -bizi mutsuzluktan, anksiyeteden, varoluşsal sıkıntıdan ve nevrozdan iyileştirecek bir hap.
15) Artık rahatlık ve güvenlik sağlamayan ve eski iletişimsel amacına hizmet etmeyen,tanıdık savunma mekanizmalarına tutunma arzusu (inkar, yansıtma, entelektüelleştirme, dışsallaştırma).
16) Artık korunma veya iletişim ihtiyacını bir zamanlar karşıladığı gibi karşılamayan eski ve tanıdık davranışlara tutunma arzusu (tıkanırcasına yeme, kısıtlayıcı yeme, kendine zarar verme, intihar tehditleri, bölme, kayıtsızlık).
17) “Mağdur”, “hasta” veya “hasarlı” kimliği ve bunun yerini alan, kişinin kendi özerkliğine ve gelişime yönelik sorumluluğuna dair artan farkındalık.
Listelediğim bu maddelerden sonuncusu, yani kendi gelişimimize yönelik sorumluluğumuza dair artan farkındalık konusu, kulağa bir kayıp değil de bir kazanım gibi gelebilir. Sizi temin ederim ki bu, en acı kayıplardan biridir -bir başkası tarafından kurtarılma arzusunu gerçekten bırakmayı ve hayatlarımızdaki tek değişim öznesinin kendimiz olduğunu kabul etmeyi gerektirir.
Kaynak:
Hurford, I. (2026, July 26). What we must lose and mourn in a successful analysis: A list. The Post-Biological Psychiatrist. https://drhurford.substack.com/p/what-we-must-lose-and-mourn-in-a
Yorum Yazın