Psikoterapi insanı hayatın acılarından, kayıplarından ve kaçınılmaz sınırlarından kurtarabilir mi? Jonathan Shedler, psikoterapinin başarısını kusursuzluk ya da sürekli mutluluk vaadinde değil, kişinin kendisini tutsak eden örüntülerden özgürleşerek hayata yeni bir başlangıç yapabilmesinde buluyor. Bu kısa deneme, terapinin insanlık durumunu ortadan kaldırmadığını fakat bizi onun zorluklarıyla daha özgürce karşılaşabilecek hale getirdiğini anlatıyor. (Editoryal)
Psikoterapi insanlık durumunu iyileştiremez. Bizi onunla yüzleşmek üzere özgürleştirebilir.
Bu yazılar ve bunları izleyecek bazı yazılar, psikoterapi üzerine süregiden konuşmaların bir parçasıdır. Soruları soranlar gerçek kişilerdir. Sorular gerçekten sorulmuştur. Bu değerlendirmeler ise benim yanıtlarımdır.
S: Hastalarınızın daha iyiye gittiğinden eminim. Ama hiçbir zaman %100 olmaz, öyle değil mi?
C: “Yüzde yüz daha iyi” olmanın ne anlama geldiğini bilmiyorum. Bir noktada, hastalarım dayanılmaz acıdan, kendi kurdukları hapishanelerden ya da aynı acı verici kötü filmin durmadan başa sarmasından çıkmaya başladıklarında, psikoterapide bir dönüm noktasına gelinir; bu, zorunlu olarak neşeli bir dönüm noktası değildir.
Ardından şu soru ortaya çıkar: O değilse, nedir?
Mükemmellik yanılsaması çöker. Hayat artık ezici bir depresyon, korku ya da ketlenme tarafından tanımlanmıyorsa… Peki sonra ne olur?
İnsan olma durumunu iyileştiremeyiz. Yine de anlam, amaç, bağ, yakınlık ve sevgi için mücadele etmek zorundayız. Bu dünyada ihtiyaçlarımızı karşılamak için yine mücadele edeceğiz; karşılayamadığımızda ise bunun acısına katlanacağız. Başkalarındaki ve kendimizdeki saldırganlıkla ve nefretle yine yüzleşeceğiz. Hastalıkla, güçten düşmeyle ve zamanı geldiğinde ölümle yine karşı karşıya kalacağız.
Psikoterapi, insanlık durumundan kaçmamıza yardım edemez. Psikoterapi başarılı olduğunda, bizi onun meydan okumalarını göğüslemekte özgürleştirir.
Psikoterapi, insanlık durumundan kaçmamıza yardım edemez. Psikoterapi başarılı olduğunda, bizi onun meydan okumalarını göğüslemekte özgürleştirir.
Belki de Zen ustasının, “Aydınlanmadan önce odun kes, su taşı. Aydınlanmadan sonra odun kes, su taşı,” derken kastettiği buydu.
Bazen bir hasta bunu yüksek sesle söyler: “Artık bunu geride bıraktığıma göre… şimdi ne yapacağım?”
Genellikle verdiğim yanıt şudur: “Ne istiyorsanız onu”
Bazen bunu yüksek sesle söylerim; ama çoğu zaman, düşüncemi hafifçe omuz silkerek ya da kaşımı belli belirsiz kaldırarak, sözsüz biçimde iletirim. Bazen sözcükler dikkat dağıtır. Bazı anlamlar, boşlukta bırakıldığında daha iyi detaylanır.
Bu, bir kaçamak gibi gelebilir ama değildir.
Psikoterapistler, başka bir insanın nasıl yaşaması gerektiğine ilişkin yanıtlara sahip değildir. Başka birine hayatın anlamını söyleyemeyiz. Neşe, başarı ya da sevgi vaat edemeyiz. Onu Nirvana’ya götüremeyiz. Kaçınılmaz olarak gelecek olan hayat darbelerinden onu koruyamayız.
Psikoterapi iyi gittiğinde sunabileceğimiz şey, yeni bir başlangıç yapma fırsatıdır.
Bunun ötesindeki her şey, bir yanılsama vaat etmek ve psikoterapisti sözde gurudan ayıran kutsal sınırı ihlal etmek olurdu.
Bu deneme yapay zekâ kullanılmadan yazılmıştır.
Editoryal Notlar
Yazar: Jonathan Shedler
Yazı Başlığı: When Psychotherapy Works, Then What?
Yayın: Substack (https://substack.com)
Tarih: 6 Temmuz 2026
Link: When Psychotherapy Works, Then What?
Bu metin psikodinamikatolye.com tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Çeviri sürecinde kavramsal doğruluk ve psikodinamik terminolojiye sadakat esas alınmıştır. Çeviri hazırlanırken ChatGPT dilsel ve teknik destek amacıyla kullanılmış; nihai metin çevirmen tarafından gözden geçirilmiştir. Bu çeviri yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Orijinal metnin tüm hakları yazara ve yayıncıya aittir.

Bir yanıt yazın