Okuyacağınız metin A Clinical Guide to Psychodynamic Psychotherapy‘nin [Psikodinamik Psikoterapi İçin Klinik Bir Rehber] 2. bölümünün çevirisidir. Tüm bölümler için şuraya bakınız.
Psikanalize ve onun temel kuramsal metinlerine aşina olmayan pek çok kişi için psikanalitik kuram Sigmund Freud ile başlar ve biter. Psikolojiye giriş ders kitapları çoğu zaman Freud’un birkaç temel kuramına yalnızca onu eleştirmek amacıyla değinir; böylece Freud’un, dolayısıyla da psikanalizin öldüğünü ilan eden koroya katılır. Psikanalizi ve psikodinamik psikoterapiyi ele alan her kitabın, psikanalizin kurucusu Freud ile başlaması gerekir. Ancak Freud’un kuramlarını ilk kez ortaya koymasının üzerinden yüz yılı aşkın bir süre geçmiş ve psikanalitik kuram bir bütün olarak o zamandan bu yana önemli ölçüde gelişmiştir. Birleşik Krallık, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika ile diğer yerlerdeki tüm bu gelişmeleri ele almak, bu bölümün kapsamını aşmaktadır. Burada, Birleşik Krallık’taki psikodinamik psikoterapi uygulamaları üzerinde özellikle etkili olmuş bazı psikanalitik düşünce ekollerine genel bir bakış sunacağız. Psikodinamik psikoterapinin kuramsal çerçevesini ve modelini anlamak, analitik yaklaşımın temel yeterliklerinden biridir. Nitekim kuramsal bir çerçeveye sahip olmak, her terapi için ortak bir yeterliktir. Bu kitaptaki bölümlerin çoğu, kuramsal çalışmalara atıfta bulunarak psikodinamik psikoterapinin klinik yönlerini ana hatlarıyla ele almaktadır. Bu bölüm ise psikodinamik model için kuramsal bir temel sunmakta ve ilerleyen bölümlerde yeniden ele alacağımız kuramcılar ile kavramlara ilişkin tartışmalar içermektedir.
Bölünmelerin tarihi
Psikanaliz mesleğinin ironilerinden biri, önemli çatışmalarla ve birbirinden farklı, kimi zaman birbiriyle savaşan düşünce ekollerine bölünmelerle karakterize olmasıdır. İnsanların duygusal yaşamını anlamaya özel bir ilgi gösteren bir mesleğin, çatışmaları ve görüş ayrılıklarını yönetebilmesi beklenir; ancak psikanalizin tarihi, durumun böyle olmadığını göstermektedir! Önemli çatışmalara rağmen, ortak temalar ve eğilimler belirgindir. Kuramsal birikim, insan zihnini ve davranışını biyolojik ve intrapsişik açıdan anlamaya yönelik bir yaklaşımdan gelişimsel bir odağa, daha yakın dönemde ise kişilerarası/ilişkisel ve öznelerarası bir odağa kaymıştır.
Freud, meslek yaşamına 1880’lerde Avusturya’nın Viyana kentinde nörolog ve nöroanatomist olarak başladı. “Histerik belirtiler” [hysterical symptoms] olarak adlandırılan yakınmalarla başvuran belirli bir hasta grubuna ilgi duydu. Açıklanamayan felç ve zihinsel karışıklık biçimindeki histerik belirtilerle başvuran bir hastayı hipnozla tedavi eden pratisyen hekim Josef Breuer ile yakın çalışmaya başladı. Bu, ünlü “Anna O” vakasıydı (Breuer ve Freud, 1895). Freud, bu vakada ve diğer vakalarda Breuer ile iş birliği yaparak histerik belirtilerin tedavisinde hipnozu ve konuşmayı kullandı. Ancak zamanla hipnozun etkililiğinden kuşku duymaya başladı; hipnozun telkine açık olması onu kaygılandırıyordu. Bu nedenle, histeri için konuşmaya dayalı bir tedavi geliştirmek üzere Breuer’den uzaklaşmaya başladı. Psikanaliz, hem bir teknik hem de ruhsal gelişime ilişkin bir kuram olarak böyle doğdu.
Freud, düşüncelerini ve klinik gözlemlerini duyurmaya başladıkça diğer hekimler de onun düşüncelerine ilgi gösterdi ve psikanalizi uygulayan ilk grup oluştu: Freud, Jung, Adler, Stekel, Abraham, Ferenczi, Jones ve Rank (Bateman ve Holmes, 1995). Freud’un gelişim kuramları, ruhsallığı [psyche] ve onun gelişimini anlamada cinsel içgüdüyü [sexual instinct] merkeze alıyordu. Çocuksu cinselliğin merkezi rolü konusundaki ısrarı, takipçilerini rahatsız etti ve bazıları Freud’dan ayrışmaya başladı. En dikkat çekici ayrılık, Freud ile Jung arasında yaşandı. Jung, Freud’un himayesinde yetişmiş ve yeni kurulan Uluslararası Psikanaliz Birliği’nin [International Psychoanalytic Association] ilk başkanı olarak atanmıştı. Jung ile Freud, Freud’un kuramının temel ilkeleri konusunda görüş ayrılıkları yaşamaya başladı. Jung, cinsel içgüdünün gelişimdeki önemine yaptığı vurguyu azaltarak dinin ve maneviyatın etkisine öncelik verdi. Bilinçdışının doğasına ilişkin anlayışları da farklılaştı; Jung, kolektif bilinçdışı [collective unconscious] düşüncesini ortaya koydu. Freud ile Jung arasında bir ayrılık oluştu ve sonunda, ilişkileri 1912’de koptu. Jung ve takipçilerinin kuramları Analitik Psikoloji [Analytic Psychology] adıyla anılmaya başlarken, Freud’un kuramı ve Freud sonrası kuram, bu kitapta ana hatlarıyla ele aldığımız psikanalitik ve psikodinamik psikoterapinin temelini oluşturmaktadır. Jung’un kuramlarını ayrıntılı olarak ele almak kapsamımızın dışındadır; onun çalışmalarını daha fazla okumak isteyenler için Kutu 2.1’de bazı giriş metinleri önerdik.
Freud ve ailesi, Avrupa’daki ilk kuşak psikanaliz uygulayıcılarının birçoğuyla birlikte, Yahudi oldukları için 1930’larda Nazi zulmünden kaçmak zorunda kaldı. Freud, 1938’de Londra’ya yerleşti ve ne yazık ki bir yıl sonra hayatını kaybetti. Freud ailesinin Londra’ya gelişiyle Britanya, psikanaliz için önemli bir merkez hâline geldi. Psikanalist olarak eğitim almış olan kızı Anna Freud, çocukların psikanalitik tedavisine öncülük ederek babasının çalışmalarını hem sürdürdü hem de genişletti.
Meslek içindeki ilk gerilimlerden biri, kimlerin psikanalistlik eğitimi alabileceğiyle ilgiliydi. Başlangıçta meslek yalnızca hekimlere açıktı; ancak Britanya’da, o dönemde Britanya Psikanaliz Cemiyetinin başkanı olan Ernest Jones, hekim olmayan uygulayıcıların, diğer bir deyişle “tıp dışından” kişilerin de psikanalistlik eğitimi alabilmesini savunuyordu. Bu analistlerden biri, kısa sürede Britanya psikanalizinin önemli isimlerinden biri hâline gelen Melanie Klein’dı. Klein, çocukların analizinde kullanılan bir yönteme, oyun terapisine de öncülük etti. Anne–bebek ilişkisine odaklanmaya başladı ve ruhsal yaşamın erken kökenlerine daha fazla vurgu yaptı. Ödipal çatışmaların, Freud’un öne sürdüğünden çok daha erken bir dönemde, yaşamın ilk yılında var olduğunu ileri sürdü (aşağıya bakınız). Ayrıca saldırganlığın bebek gelişimindeki rolüne daha fazla önem verdi.
Çeviri devam ediyor…
Yorum Yazın