Bu yazıda psikotik kişilik örgütlenme düzeyi, psikanalitik kişilik örgütlenme çerçevesi içinde ele alınıyor. Psikotik düzeyde örgütlenmiş olmak ile açıkça psikotik olmak arasındaki ayrım; yok olma anksiyetesi, ilkel savunmalar, büyüsel düşünme, aktarım ve terapötik çalışma üzerinden açıklanıyor. Obsesif-kompulsif karakter özelliklerine sahip iki olgu örneği ise psikotik örgütlenmenin klinik görünümünü ve farklı biçimlerde nasıl ortaya çıkabileceğini somutlaştırıyor. (Editoryal)
İki not: Annelerden çok söz ediyorum. Bu, her zaman anne olmayan “birincil bebek bakımvereni” için kullandığım bir kısaltmadır. Ayrıca hastalardan ve çocuklardan “o [erkek]” diye söz ediyorum; bunu esas olarak, “o [kadın]” diye söz ettiğim anne ve terapistten ayırt etmek için yapıyorum. Açıkçası, bu örnekler her iki cinsiyet için de geçerlidir.
Bu, kişilik örgütlenmesine yönelik analitik yaklaşımlar ve bu çerçeveyi hastalarımızın psikanalitik formülasyonunu geliştirmek için nasıl kullanabileceğimiz üzerine üç bölümlük dizinin üçüncü bölümüdür (1. bölüm) (2. bölüm). Birçok analist DSM’den ve onun basite indirgenmiş yapılarından [reified constructs] kaçınır; bunun yerine insanları ve onların semptomatik görünümlerini iki ayrı eksen boyunca sınıflandırır: 1) kişilik örgütlenme düzeyi [level of personality organization] ve 2) karakterolojik özellikleri [characterological traits] (1). Kişilik örgütlenmesine ilişkin öncü çalışmalar Otto Kernberg’e aittir (2, 3) ve bunları önemle tavsiye ederim. Bu dizide öncelikle kişilik örgütlenme düzeylerine odaklanıyor, obsesyonalite [obsessionality] şeklindeki karakterolojik özelliği farklı düzeyler boyunca klinik bir örnek olarak kullanıyorum.
Hasta popülasyonlarındaki üç kişilik örgütlenme düzeyi nevrotik, borderline ve psikotiktir.
Her düzey bir spektrum olarak var olur ve insanlar kesişim noktalarında örgütlenebilir -örneğin düşük nevrotik/yüksek borderline ya da düşük borderline/yüksek psikotik. Bu kategoriler gerçekte kategorik olmadığından, her birinin tanımlayıcı özellikleri uç noktalarda diğerlerine taşar; bu da önemli ölçüde tanısal karışıklığa yol açabilir.
Örgütlenme düzeyleri karakterolojik özelliklerle kesişir; öyle ki bir kişi nevrotik, borderline ya da psikotik düzeyde örgütlenmiş obsesyonel/saplantılı [obsessional] bir karaktere sahip olabilir. Benzer kesişimler birçok analitik karakter tanımında da vardır -şizoid, histriyonik, narsisistik ve diğerleri.
Psikotik düzeyde örgütlenmiş olan herkes psikotik değildir; aslında çoğu değildir. Birçok kişi başkalarına oldukça tipik görünebilir, ancak neyin gerçek neyin hayali olduğu ya da evrenden ne ölçüde ayrı veya onunla ne ölçüde bağlantılı oldukları konusunda kafa karışıklığı yaşayabilir (4). Psikoz yaşayan herkes, en azından o dönem boyunca, ya psikotik düzeye gerilemiştir ya da tipik olarak psikotik düzeyde örgütlenmiştir. Başka bir deyişle, açık bir şekilde psikotik olmak aynı zamanda kişilik örgütlenmesinin psikotik düzeyinde örgütlenmiş olmayı da gerektirir (zorunlu [necessary]), ancak psikotik düzeyde örgütlenmiş olmak mutlaka psikotik olmak anlamına gelmez (yeterli değil [not sufficient]) (1, 4).
Psikotik Örgütlenme Düzeyinin Klinik Özellikleri
Psikotik örgütlenme düzeyinin kökenleri için lütfen şu yazıya bakınız. Psikotik düzeyde örgütlenmiş bireylerin en büyük korkusu çözünmedir [dissolution]; zaten sınırları yeterince belirgin olmayan kendiliklerinin [self] evren içinde dağılmasıdır. Analistler buna “yok olma anksiyetesi” [annihilation anxiety] adını verir ve bu, psikotik belirtilerin en güçlü biçimde savunmak üzere düzenlendiği anksiyetedir (5). Bu perspektiften bakıldığında, bu belirtiler rastlantısal bir düzensizlik içindeki zihnin kanıtı değil, dayanılmaz bir anksiyeteye karşı örgütlenmiş ilkel savunmalardır. Korku öylesine bedensel ve varoluşsaldır ki, insanların bunun karşısında bayıldıkları ya da bütünüyle dissosiye oldukları bilinmektedir. Winnicott’un psikotik anksiyetenin doğası üzerine Fear of Breakdown [Çöküş Korkusu] başlıklı makalesinde söylediği gibi:
Klinik çöküş korkusunun, daha önce yaşanmış olan bir çöküşün korkusu olduğunu öne sürüyorum. Bu, hastanın bir hastalık sendromu olarak sergilediği savunma örgütlenmesine yol açmış olan özgün ıstırabın korkusudur.
(6)
Korkulan bu parçalanma ya da çözünme, psikotik örgütlenmenin kökenlerinin bir parçası olan anne tarafından yutulma deneyimine benzer. Ayrılığa izin veremeyen bir anne, tıpkı bir amibin besin kaynağını çevreleyip beslenmek için onu içine alması gibi, çocuğu bilinçdışı olarak yeniden kendi içine çekmeye çalışma eğilimindedir. Bununla bağlantılı olarak, bireyin en büyük arzusu, artık evrene doğru parçalanma ya da anne tarafından bütünüyle yutulma riski taşımayan, tamamen ayrı ve sınırları belirgin bir kendilik olmaktır. Psikotik düzeydeki birinin yok olma anksiyetesinden korunmak için kullandığı başlıca savunmalar geri çekilme [withdrawal] (“otistik geri çekilme”), yansıtma [projection], yansıtmalı özdeşim [projective identification] ve inkârdır [denial] (1, 2, 4). Yansıtmalı özdeşimde, kendiliğin sahiplenilmeyen parçaları bilinçdışı olarak başka bir kişiye yansıtılır; ardından bu kişi, ilişkinin kendisi aracılığıyla, yansıtmayla uyumlu biçimde düşünmeye, hissetmeye ve davranmaya zorlanır. Bu düzeydeki inkârda birey yalnızca rahatsız edici bir gerçekliği küçümsemez ya da ondan kaçınmaz; bunun yerine, içsel ya da dışsal deneyimin bütün yönleri, sanki hiç var olmuyormuş gibi, kabul edilmeyi reddeder. Otistik geri çekilmede birey içe, kendi zihnine döner; entelektüel düşünceler, fanteziler ya da kimi zaman sanrılar içinde kendini kaybeder. Bu içe dönüş, bir kalenin çevresindeki kalın duvarlar gibi işlev görür -bu duvarlar, bu durumda kişiye korkunç yok olma korkusunu getirmiş olan dış dünya şeklindeki “düşman”ın ihlaline karşı aşılmazdır. Fanteziler ve sanrılar çoğu zaman psikotik örgütlenmeye yol açan dinamik çatışmaların ve korkuların/arzuların bazılarını yansıtır. Yaygın fantezi ve sanrı temaları şunlardır:
- İhlal edilme ya da nüfuz edilme veya kendilik ile dünya arasındaki sınırların yokluğu ya da geçirgenliğiyle ilgili diğer sorunlar:
- referans fikirleri,
- zihin okuma,
- takip edilme ya da zulme uğrama,
- bedene bir şey yerleştirildiğine inanma,
- uzaylılar tarafından kaçırılma ve nüfuz edilme.
- Evrenle bir olma (yani sınırsız olma):
- kişi ile çevresi arasında tuhaf bağlantılar,
- her şeye gücü yetme,
- evrensel bir bilinç ya da Budist uyanış,
- İsa ya da Tanrı olma veya her şeye gücü yeten ya da her şeyi bilen biri olma,
- son derece zengin olma ya da toplumda güçlü konumlarda bulunma,
- ölümsüz olma.
- Var olmamaya ilişkin inançlar:
- bedenin boş olması,
- bedende organların ya da organ parçalarının eksik olması,
- kişinin zaten ölü olması ya da bir robot gibi cansız olması.
Bazıları için, evrenle her şeye gücü yeten bir birlik içinde olma fantezilerine bütünüyle dalabildikleri iç dünyalarının çekiciliğine teslim olmak daha kolaydır. Diğerleri ise ya gerçek dünyada en azından bir ölçüde mevcut kalmaya daha fazla güdülenmiş olabilir ya da tamamen geri çekilmeyi daha zorlaştıran ilaçlar kullanabilir. Bu kişiler için çoğu zaman fantezinin çekimi ile ortak gerçekliğimizde mevcut kalmanın gerektirdiği zorlu çaba arasında bir gerilim vardır.
Psikotik örgütlenme düzeyindeki öfke, düşmanca, şiddet içeren ya da öldürmeye yönelik fantezilerin başkalarına güçlü biçimde yansıtılmasını içerir. Öfke korkutucu, patlayıcı ve kimi zaman şiddetli olabilir; sadomazoşistik, omnipotent kontrol fantezileri içinde kendini gösterir (7). Açıkça psikotik olanlarda, yansıtmanın tamlığı koruyucu bir işlev görür; şiddet fantezisi öylesine bütünüyle dışsallaştırılmıştır ki kişi kendisini şiddetin olası faili olarak değil, hedefi olarak deneyimler. Ancak açık psikoz olmaksızın psikotik düzeyde örgütlenmiş olanlarda sadistik fantezi bütünüyle yansıtılmamıştır ve ego-sintonik olarak kalır (bir belirti olarak değil, kendiliğin doğal bir parçası olarak deneyimlenir); tanıdık, hatta haz verici olabilir. Narsisistik büyüklenmecilik, bu tür dürtülerin haklı olduğu yönündeki kanaati pekiştirdiğinde ya da antisosyal özellikler suçluluğun ve empatinin ketleyici ağırlığını ortadan kaldırdığında, sadistik fantezi eyleme dökülebilir. Fantezinin ne bütünüyle dışarıya yansıtıldığı ne de içeride bütünüyle dizginlendiği bu noktada, şiddet riski en yüksektir.
Terapide başlangıçtaki hedefler, nevrotik hatta borderline örgütlenme düzeyindekilere kıyasla daha somuttur. Bu örgütlenme düzeyindeki psikodinamik tedavinin karmaşıklıkları başlı başına ayrı bir tartışmayı gerektirir. Psikozda dinamik terapiye nasıl başlanacağı için şuraya bakınız. Erken aşamalarda amaç, hastanın terapisti düşmanca ya da idealize edilmiş bir yansıtma olarak değil, gerçek bir kişi olarak görmesine yardımcı olmaktır (1, 8). Bu, daha yüksek bir örgütlenme düzeyindeki bir hasta için olunacağından daha doğal olmayı ve hatta kendini açmayı gerektirebilir. Diğer erken dönem hedefleri arasında, hastanın kendi düşüncelerini, duygularını ve hatta bedensel duyumlarını tanımlamasına yardımcı olmak yer alır; çünkü bu hastalar çoğu zaman zihinselleştirmekten ya da duygularını veya bedenlerini bilinçli olarak deneyimlemekten kaçınırlar. Daha sonraki çalışmada ise amaç, hastanın sınırları olan varoluşunu yeniden doğrulama çabası içinde, bu düşünce ve duyguları kendi benliğine ait olarak deneyimlemesine yardımcı olmaktır.
İki Olgu Örneği:
1) Obsesif-kompulsif karakter özellikleri olan açıkça psikotik bir hasta:
Bu hasta, belirgin obsesif-kompulsif karakter özellikleri olan tüm insanlar gibi katı, mükemmeliyetçi ve kontrolcüdür. Borderline düzeyde örgütlenmiş birine daha benzer biçimde, obsesifliğini ve kompulsiyonlarını ego-sintonik, yani kendisinin bir parçası olarak deneyimlemesi ve sorunları dış dünyaya ait görmesi muhtemeldir. Psikotik düzeyde örgütlenmiş kişi ile borderline düzeyde örgütlenmiş kişi arasındaki fark, büyüsel düşünmeyle başlayabilir -psikotik düzeyde kompulsiyonlara uyma gereksinimi sanrısal olmanın sınırına yaklaşır. Örneğin, evde simetri korunmazsa, uğursuz bir kader kesinlikle ailenin başına gelecektir. Ocak kontrol edilmezse, son 15 dakika içinde yedi kez daha kontrol edilip kapalı olduğu görülmüş olmasına rağmen ev yanacaktır (yanabilir değil). Her adımda on ikiye kadar saymazsa, sevdiği biri ölecektir.
Temizlik de sanrısal ya da sanrıya yakın bir nitelik kazanır -her türlü kir ya da olası mikrop maruziyetinde ölüm hemen köşe başındadır. Borderline düzeyden farklı olarak, psikotik düzeyde bireyin, çevresi üzerinde tam kontrol sağlama gereksinimiyle başkalarını kontrol etmeye çalışma olasılığı daha düşük olabilir -yeter ki diğerleri onu katı rutinleriyle baş başa bıraksın. Öte yandan, kompulsiyonları kesintiye uğratılırsa, öfke ve ajite anksiyeteyle patlaması muhtemeldir. Bu patoloji düzeyinde ilişkileri sürdürmek zor olabilir ve arkadaşlar ile romantik partnerler onun büyüsel düşüncesine yönelik yoğun odağını tolere edemeyebilir.
Bu örgütlenme düzeyinde çalışma hayatı çoğu zaman istikrarsız ve kısa sürelidir. Eğer çalışıyorsa, kompulsiyonlarına ayırmak zorunda olduğu saatlerin işe zarar vermekten çok yarar sağladığı bir işte çalışması muhtemeldir. Temizlik hizmetleri ya da raf düzenleme işleri uygun olabilirken, müşterilerle doğrudan temas gerektiren roller kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanır.
Terapide, ilk çalışma, her zaman yüzeyin hemen altında kaynayan ve patlak verme tehdidi taşıyan dehşet verici yok olma anksiyetesinin kapsanması üzerinedir. Tüm obsesif ve kompulsif davranışlar, nihayetinde çözünme korkusunu yönetmeye ve azaltmaya çalışma hizmetinde olduğu şeklinde yorumlanır (1). Sorunlu biçimde, hasta terapisti muhtemelen iyi niyetli, ancak süregiden zihinsel ya da fiziksel kompulsiyonları kesintiye uğratarak her ikisini de içine soktuğu gerçek ve korkunç tehlikeden bir şekilde habersiz biri olarak görecektir; bu nedenle terapötik katılımı sağlamak zor olabilir.
2) Obsesif-kompulsif karakter özellikleri olan, psikotik düzeyde örgütlenmiş ancak psikotik olmayan bir hasta:
Açıkça psikotik olan muadilinden çok farklı bir biçimde başvuracak ve yüzeysel bir tanışıklıkta oldukça sağlıklı görünebilecektir. Obsesyonlarını ve kompulsiyonlarını ego-sintonik olarak deneyimler ve bunlara büyüsel düşünme eşlik eder; ancak daha tuhaf düşüncelerini maskeleme konusunda oldukça beceriklidir. Oldukça sık biçimde “tavşan deliğine düşebilir” ve komplo teorilerine yoğun biçimde kapılır. Bunlar, onun büyüsel düşünmesi ve katı obsesifliği için bir tutunma alanı hâline gelir ve bir süre boyunca düşündüğü ya da hakkında konuşmak istediği tek şey bunlar olur; ta ki bir sonraki tuhaf uğraşına geçene kadar. Tuhaf inançlarının bir kısmını paylaşan bir kadınla evlidir ve birbirlerini karşılıklı olarak pekiştirip doğrularlar. İşte ise büyüsel düşünmesini çoğunlukla kendine saklaması gerektiğini bilir; ancak birkaç meslektaşına “çoğu insan gerçeği bilmiyor” ya da “hepsi bağrına taş bastı” diye açılır.
Herhangi bir tetikleyici olay olmaksızın terapiye gitmesi pek olası değildir. Borderline düzeyde olduğu gibi, yaşamındaki sorunları dışsal bir nedene bağlı olarak deneyimler. Belki de kötüleşen panik ataklar nedeniyle terapiye gelmeye ikna edilir -onun durumunda bunlar, yok olma anksiyetesinin küçük anlarıdır. Ya da kompulsiyonları günün çok fazla saatini işgal etmeye başladığı için yardım arar. Ancak en iyi hâlini sergileyecektir -kısmen terapiste tam olarak güvenilemeyeceğinden endişe ettiği için, terapistin yaşam hakkındaki tuhaf görüşlerini öğrenmesine karşı tetikte olacaktır. Zamanla terapist, nevrotik düzeyde örgütlenmiş olduğunu varsaydığı bu bakımlı, kibar, gergin adamın daha ilkel bir düzeyde örgütlenmiş olabileceğinden kuşkulanmaya başlayabilir; çünkü anksiyetesinin belirgin biçimde paranoid bir nitelik taşıdığını öğrenmeye ve aktarımın hızla yansıtmalı özdeşimlerle yüklü hâle geldiğini görmeye başlar. Bu hastalar bazen “psikotik aktarım” [psychotic transference] geliştirerek terapistleri şaşırtırlar. Terapist, hastanın başından beri psikotik düzeyde örgütlenmiş olduğunu fark etmemiştir.
Kişilik Örgütlenme Düzeyleri
Not: Bu düzeyler dinamik bir süreklilik üzerindeki noktaları temsil eder; bireyler kendilerine özgü bir aralıkta yer alır ve strese, ilişkisel bağlama ve yapısal etkenlere bağlı olarak daha ilkel ya da daha bütünleşmiş işleyişe doğru kayabilirler.
| Kategori | Psikotik | Borderline | Nevrotik |
| İlişkilere Yaklaşma Şekli | Otistik biçimde [Autistically] ya da birleşme yoluyla (benlik-nesne sınırları yoktur) | İkili olarak [Dyadically] — yapışma/idealleştirme yoluyla simbiyoz arayışı içinde; öfke/değersizleştirme tarafından kesintiye uğratılan biçimde | Üçlü biçimde [Triadically ] — üçgen ilişkiler içinde rekabetçi ve sevgi dolu duyguları yöneterek |
| Öfkenin Açığa Çıkma Şekli | Tümgüçlü yıkıcı fantezi; sadizm; benliğe yöneltilmiş zulmedici yansıtmalar | İhanet/terk edilme öfkesi; tümgüçlü kontrol fantezileri; benliğe yöneltilmiş saldırganlık (kendine zarar verme, intihar eğilimi) | Suçluluk yüklü hınç; rekabetçi kıskançlık ve haset; çoğu zaman ketlenen, yer değiştiren ya da pasif biçimde ifade edilen öfke |
| Birincil Korku | Yok olma / benliğin çözünmesi | Terk edilme | Cinsel ve saldırgan arzular nedeniyle cezalandırılma |
| Birincil Arzu | Yok edilemez, sınırları belirli bir benlik | Mükemmel nesneyle simbiyotik birleşme | Suçluluktan arınmış rekabetçi başarı |
| Baskın Savunmalar | Otistik geri çekilme, yansıtmalı özdeşim, çarpıtma | Bölme, inkâr, yansıtmalı özdeşim, idealleştirme/değersizleştirme | Bastırma, karşıt tepki geliştirme, entelektüelleştirme, yer değiştirme |
| Terapötik Görev | Güvenilir, müdahaleci olmayan bir duruş; sınırları belirli bir benlik olma deneyiminin inşa edilmesi | Hastanın öfkesine misillemede bulunmadan ya da geri çekilmeden dayanmak | Aşırı ketlenmeden kurtarmak için hastanın bilinçdışı suçluluğunu yorumlamak |
Referanslar
1. McWilliams, N. (2011). Psychoanalytic Diagnosis: Understanding Personality Structure in the Clinical Process, 2nd ed. New York: Guilford Press.
2. Kernberg, O. F. (1975). Borderline Conditions and Pathological Narcissism. New York: Jason Aronson.
3. Kernberg, O. F. (1984). Severe Personality Disorders: Psychotherapeutic Strategies. New Haven: Yale University Press.
4. Kernberg, O. F. (2019). Psychotic Personality Structure. Psychodynamic Psychiatry, 47(4), 353–372.
5. Hurvich, M. (2003). The Places of Annihilation Anxieties in Psychoanalytic Theory. Journal of the American Psychoanalytic Association, 51(2), 579–616.
6. Winnicott, D. W. (1974). Fear of Breakdown. International Review of Psycho-Analysis, 1, 103–107.
7. Novick, J. & Novick, K. K. (2022). A Metapsychological Framework for Sadomasochism. The International Journal of Psychoanalysis, 103(6), 1038–1056.
8. Searles, H. F. (1965). Collected Papers on Schizophrenia and Related Subjects. New York: International Universities Press.
Editoryal Notlar
Yazar: Irene Hurford, MD
Yazı Başlığı: Levels Over Labels – Part 3: The Psychotic Level of Organization
Yayın: Substack (The Post-Biological Psychiatrist)
Tarih: 31 Mayıs 2026
Link: Levels Over Labels – Part 3: The Psychotic Level of Organization
Bu metin psikodinamikatolye.com tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Çeviri sürecinde kavramsal doğruluk ve psikodinamik terminolojiye sadakat esas alınmıştır. Çeviri hazırlanırken ChatGPT dilsel ve teknik destek amacıyla kullanılmış; nihai metin çevirmen tarafından gözden geçirilmiştir. Bu çeviri yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Orijinal metnin tüm hakları yazara ve yayıncıya aittir.
Bir yanıt yazın