2020’lerde Çift Terapisi: Güncel Durum ve Yeni Gelişmeler

ÖZET

Bu makale, çağdaş çift terapisinin [contemporary couple therapy] güncel durumu ile yeni gelişmelerinin eleştirel bir analizini ve sentezini sunmaktadır. Anlatının merkezinde, çift terapisinin öne çıkan bir müdahale yöntemi ve tutarlı bir uygulama bütünü hâline gelmesindeki evrim yer almaktadır. İnceleme, çift terapisi araştırmalarından ve temel ilişkisel bilimden türeyen alanın güçlü ampirik temellerinin ele alınmasıyla başlamaktadır. Çift terapisi, ilişki sıkıntısını azaltmak ve ilişki kalitesini artırmak için yaygın biçimde kabul edilen yöntemi oluşturmaktadır. Ayrıca, hem tek başına bir müdahale olarak hem de diğer tedavi formatlarıyla birlikte kullanıldığında, çift temelli müdahaleler; geniş bir yelpazedeki özgül ilişkisel işlev bozukluklarının yanı sıra bireysel duygusal ve fiziksel sağlık sorunlarını ele almadaki etkililikleri açısından önemli ölçüde ampirik destek kazanmıştır. Ortak etkenler, paylaşılan stratejiler ve yaklaşımlar arasındaki dikkat çekici ölçüde benzer düzenlemeler aracılığıyla yöntemlerin yakınsamasını vurguluyoruz. İncelememiz ayrıca yaklaşımlar arasındaki temel farklılıklara, bu farklılıklarla bağlantılı göreli güçlü yönlerin ve sınırlılıkların tanınmasının önemine ve belirli bir çift için müdahaleler seçilirken ve uyarlanırken modeller arasındaki farklılıklardan yararlanılmasına da dikkat çekmektedir. Tartışma, teletıp ve ilişkili dijital teknolojilerin etkisi, belirli sorunlara ve çeşitli popülasyonlara yönelik özgül tedavilerin genişlemesi, çift terapisi ile ilişki eğitiminin kesişimi ve daha geniş sistemik ve küresel dinamikleri ele almaya ilişkin süregelen güçlüklerin yanı sıra yeni fırsatlar da dâhil olmak üzere, alandaki son eğilimlerin ele alınmasıyla son bulmaktadır.

ANAHTAR KELİMELER

klinik uygulama, çift terapisi, evlilik terapisi, psikoterapi, ilişkiler

GİRİŞ

Bu makale, çift terapisine ilişkin önemli bir el kitabının editörlüğünü tamamlamamız vesilesiyle kaleme alınmıştır (Lebow & Snyder, 2023). Bu kitabı hazırladığımız 4 yıl boyunca çift terapisi alanının genişliğini deneyimlerken, alanda ortaya çıkan eğilimleri, paylaşılan görüşleri, yaklaşımlar arasındaki farklılıkları ve heyecan verici yakın dönem gelişmelerini fark ettik. Burada, okuduklarımızdan kısmen yalnızca “verilerin elenmesi” olarak görülebilecek olanı, ancak aynı zamanda kaçınılmaz olarak çift terapisindeki ortak zemini ve çeşitliliği anlamlandırmaya yönelik kendi çabamızı da özetliyoruz. Çift terapisine ilişkin çok geniş yazın ve sunumlar yelpazesinden, alandaki geniş eğilimlerin yanı sıra yaklaşımlar arasındaki ortaklıkları ve süregelen başlıca farklılık ve tartışma noktalarını çıkarsamaya çalışıyoruz. Öyleyse, çift terapisi hakkında ne söyleyebiliriz?

ÇİFT TERAPİSİNİN ÖNE ÇIKIŞI

Çift terapisi, önemli ve yaygın biçimde uygulanan bir terapi biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Bir zamanlar çift terapisi, psikoterapi ve psikolojik danışmanlık [counseling] üzerine değerlendirmelerde çoğunlukla sonradan akla gelen bir alan olup, esas olarak bireysel terapi ya da aile terapisinden türetilmiş ve çiftlere uyarlanmış yöntemlerden oluşurken, zamanla kendi başına duran, yaygın biçimde uygulanan ve kendine özgü yöntemleri bulunan bir tedavi biçimine dönüşmüştür. Psikoterapistler üzerinde yapılan en büyük uluslararası çalışma, psikoterapistlerin %70’inin çiftlerle çalıştığını ortaya koymuştur (Orlinsky & Ronnestad, 2005). Uzman psikoterapistlerin psikoterapide gelecekteki uygulamalara ilişkin öngörülerini inceleyen bir araştırma, çift terapisinin önümüzdeki on yılda en fazla büyüme göstermesi muhtemel format olduğunu göstermiştir (Norcross et al., 2013) ve bu öngörünün doğrulanmış olduğu görünmektedir.

Çift terapisinin önde gelen bir terapötik yöntem olarak gelişmesini ve yaygın biçimde benimsenmesini üç temel etken yönlendirmiştir. Bunlardan ilki, çift sıkıntısının yüksek yaygınlığıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk evliliklerin %40–50’si boşanmayla sonuçlanmaktadır (Kreider & Ellis, 2011). Küresel olarak, verilerin mevcut olduğu neredeyse tüm ülkelerde boşanma oranları 1970’lerden bu yüzyılın başına kadar artmıştır (Organization of Economic Cooperation and Development, 2011) ve boşanma, bir zamanlar nadiren görüldüğü ülkelerde bile yaygın hâle gelmiştir (Doherty et al., 2021). Boşanma riski daha düşük olanlar arasında bile, birçok çift ilişkisi önemli çalkantı dönemleri yaşamaktadır.

Bu yöntemler bütününün giderek daha fazla öne çıkmasına yol açan ikinci etken, ilişki sıkıntısının yetişkin partnerlerin ve çocuklarının duygusal ve fiziksel iyi oluşu üzerindeki olumsuz etkisidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada, akut duygusal sıkıntının en sık belirtilen nedenleri çift ilişkisi sorunları olmuştur (Swindle et al., 2000). Sıkıntılı ilişkiler içindeki partnerlerin bir duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu ya da madde kullanım bozukluğu yaşama olasılıkları anlamlı ölçüde daha yüksektir (McShall & Johnson, 2015) ve daha fazla fiziksel sağlık sorunu geliştirme olasılıkları da artmaktadır (Waite & Gallagher, 2000). Ayrıca, çift sıkıntısı çocuklarda ruhsal ve fiziksel sağlık sorunları, düşük akademik performans ve çeşitli başka güçlükler de dâhil olmak üzere çok çeşitli zararlı etkilerle ilişkilendirilmiştir (Bernet et al., 2016).

Çift terapisinin öne çıkmasını hızlandıran üçüncü etken, ilişki yaşamına ilişkin daha yüksek beklentilerin gelişmesidir. Bir zamanlar ilişkisel mutsuzluğa yalnızca katlanılması gerekirken, günümüzde çiftler ilişki yaşamından çok daha yüksek beklentilere sahiptir ve çift terapisini daha iyi ilişkilere giden bir yol olarak görmektedirler (Cherlin, 2009; Dowbiggin, 2014; Finkel, 2017).

ÇİFT TERAPİSİ: GELİŞEN BİR ALAN

Çift terapisi, sürekli gelişen bir alandır. Kuramsal yönelimi aşan çift terapisi ilkeleri ortaya çıkmış; aynı şekilde, çift sıkıntısını azaltmayı ve ilişki kalitesini iyileştirmeyi amaçlayan, yaygın biçimde kullanılan çeşitli özgül çift terapisi yaklaşımları da geliştirilmiştir. Bununla birlikte, belirli çift ya da bireysel sorunları (ör. partner saldırganlığı, sadakatsizlik ve depresyon) ve belirli popülasyonları (ör. beliren yetişkinler, LGBTQ çiftler ve üvey aile çiftleri) hedefleyen başka çift temelli müdahaleler de geliştirilmiştir. Bireysel terapi ve aile terapisinin çeşitli yöntemleriyle hem kuramsal hem de teknik bağlantılar sürmekle birlikte (Lebow, 2014), alan artık kendine özgü önde gelen yaklaşımlar bütününü içermekte, yakın ilişkilere odaklanan çok büyük bir temel araştırma birikimine dayanmakta ve yöntemlerinin etkililiğini ve etkinliğini destekleyen kapsamlı bir ampirik kanıt bütünü sunmaktadır. Dolayısıyla, çiftlerle etkili müdahalenin, ilişkisel bilime dayanan kendine özgü bir kuramlar, yaklaşımlar ve yöntemler bütününü gerektirdiği artık son derece açık hâle gelmiştir.

Yorum Yazın