Psikoterapi Ahlaki Eğitim Değildir

Bir psikoterapist, yaşamınızı nasıl sürdürmeniz gerektiğini bilmez.

Giderek şu görüşe yaklaşıyorum: “Psikoloji projesi” olarak adlandırabileceğimiz şeyin temel zorluğu, psikoloji ve psikoterapiyi “ahlak projeleri” olarak adlandırabileceğimiz alanlardan ayrı ve özgün disiplinler olarak koruyabilmektir.

İnsanlık tarihinde ancak yakın zamanlarda, zihinsel ve duygusal acıyı ahlaki değil, psikolojik terimlerle düşünmeye başladık.

Psikoloji projesinin özü, hiçbirimizin kendi kalbimizi ve zihnimizi tam olarak bilmediğimizi kabul etmek ve daha derin bir kendini anlama düzeyinin fayda sağladığını kavramaktır.

Psikoterapi alanını, onu sürekli kuşatan ve ortadan kaldırma tehdidi taşıyan ahlakileştirme dalgalarından korumak ve yeniden sahiplenmek, bitmeyen bir mücadeledir.

Bu müdahalenin dikkat çekici örnekleri arasında Hristiyan terapi (ve onun bir uzantısı olan dönüşüm terapisi) ile sosyal adalet terapisi yer alır. Bu yaklaşımlar, “terapi” sözcüğünü korurken, psikoterapiyi ahlaki eğitimin bir alanı olarak konumlandırma iddiasını sürdürürler.

Bir Hristiyan olan bir terapist ile kendisini mesleki olarak “Hristiyan terapist” olarak tanımlayan bir terapist arasında kritik bir fark bulunduğunu dikkate alın. Benzer şekilde, ilerici siyasi görüşlere sahip bir terapist ile kendisini mesleki olarak “sosyal adalet terapisti” olarak tanımlayan bir terapist arasında da önemli bir fark vardır.

Açık olmak gerekirse: Bu yazı, ahlaki eğitimin değeriyle ya da benim kişisel olarak Hristiyan değerleri, sosyal adalet değerleri veya başka herhangi bir değerle hemfikir olup olmadığımla ilgili değildir. Bu yazı, psikoloji projesinin bütünüyle başka bir şey olduğu gerçeğiyle ilgilidir.

Bu, insanların kendi zihinlerini tanımalarına ve kendi yanıtlarını keşfetmelerine yardımcı olmak ile, onlar için zaten belli olan doğru yanıtları belirleyip onlardan bu yanıtları benimsemelerini beklemek arasındaki farktır.

Psikoloji projesini, yükselip alçalan ahlakileştirme dalgaları arasında sürdürülen bir arazi geri kazanım çabası olarak düşünebiliriz. Son yıllarda bu dalgalar yükseldi. Setler aşıldı.

Psikoloji projesine yönelik tehdit yalnızca dışarıdan gelmez; ruh sağlığı profesyonelleri de onu içeriden zayıflatmaktadır. Kendini anlama [self-understanding] ve bunun ardından gelen psikolojik özgürlük ve faillik [agency] vurgusuna sahip psikoterapiyi kendi seçtikleri bir ahlak projesine, tabi kılmak istemektedirler. Ahlaki seferberlikler pek çok biçim alır.

Psikolojinin alanı geri kazanma projesi [land reclamation project], her zaman kırılgan olmakla birlikte, bir yüzyıldan uzun süredir varlığını sürdürmüştür. Mevcut dalgalara dayanıp dayanamayacağı ise açık bir sorudur.

Bu metin, Jonathan Shedler tarafından kaleme alınan “Psychotherapy is Not Moral Education” başlıklı yazının Türkçe çevirisidir. Metnin orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir