Analite (Anallık) Nedir?

Analite [anality], psikoseksüel gelişimin anal evresinden köken alan tüm psişik ilgileri, etkinlikleri, fantezileri, çatışmaları ve zihinsel mekanizmaları kapsayan üst bir terimdir. Anal evre, on sekiz ay ile üç yaş arasında ortaya çıkar. Freud’un psikoseksüel gelişim şemasında anal evre oral evreyi izler ve fallik evreden önce gelir.

Anal evre [anal phase] on sekiz ay ile üç yaş arasında ortaya çıkar. Freud’un psikoseksüel gelişim şemasında anal evre, oral evreyi izler ve fallik evreden önce gelir. Anal evrenin psişik uğraşları, çocuğun özerkliğe yönelik artan baskısından, saldırganlığın yükselişinden (anal sadizm) ve hakimiyet ile kontrol için verilen mücadelelerden kaynaklanır.

Anal evredeki çocuk tipik olarak bir karşı-saldırı [counteraggression] tepkisi uyandırır ve ilk kez sınırların ve kısıtlamaların dayatılması deneyimini yaşayabilir. Sfinkter kontrolünün olgunlaşmasıyla artık mümkün hâle gelen tuvalet eğitimi, bu tür çatışmaların sahnelendiği alanlardan biri olabilir. Çocuğun dışkılama sırasında yaşadığı haz (anal erotizm [anal erotism]), bu deneyimin ve onun ürünü olan dışkının son derece değerli olarak deneyimlenmesini sağlar. Bu tür yaşantıların simgesel temsilleri, etkinlik/edilginlik, tutma/çıkarma ve denetim/boyun eğme eksenlerindeki ambivalans çatışmaları etrafında yoğunlaşır; bu nedenle anal evreden türeyen fanteziler tipik olarak kendiliğin ve ötekinin denetimi ya da hâkimiyetiyle ilgili uğraşları içerir. Bu tür çatışmaların geçirdiği dönüşümler, intrapsişik olgunlaşma, gelişmekte olan nesne ilişkileri ve karakter oluşumu üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratır. Anal karakter [anal character] nitelemesi, belirgin biçimde düzenli, inatçı ve ketleyici olan bireyler için kullanılır. Obsesif-kompulsif karakterin çeşitli yönleri de benzer biçimde anal evreden türeyen çatışmaların etkisini düşündürür. Analite kavramı zaman zaman erken dürtü kuramının bir kalıntısı olarak gözden düşürülse de, psikanalizde bilinçdışı fantezinin örgütleyici bir motifi olarak önemini korumaktadır. Ayrıca Freud’un anal erotizm keşfi, libidonun pregenital örgütlenmesinin -yani infantil cinselliğin çığır açıcı keşfinin- tanınmasının temelini oluşturmuştur. Günümüzde tüm ruhsal yaşantının bir uzlaşma oluşumu olarak kavrandığı kabul edilse de, analitenin psikolojik deneyime katkısı, erken gelişimde bedenin rolünü hatırlatan önemli bir vurgu olmaya devam etmektedir.

Freud’un (1897c) analite kavramına ilk göndermesi, Fliess ile yazışmalarında, Ortaçağ’daki şeytana ilişkin mitolojide altın ile dışkı arasındaki bağlantıya atıfta bulunduğu yerde ortaya çıkar. Bununla birlikte Freud daha sonra (1908b), düzenlilik, cimrilik ve inatçılık gibi bir karakter özellikleri üçlüsü ile çocukluk öykülerinde yoğunlaşmış anal erotizmin açığa çıktığı durumlar arasındaki ilişkiyi gözlemlemiştir. Freud bu özellikleri, yüceltmelerin, karşıt tepki oluşumlarının ve doğuştan gelen anal erotojenitenin sürekliliğinin ürünü olarak anlamıştır.

Freud (1905b), anal-sadistik evrenin gelişimin ikinci aşamasını temsil ettiği libidonun pregenital örgütlenmesine ilişkin görüşünü ayrıntılandırmıştır. Gelişimin, birlikte ele alındığında karakter, nevroz ve diğer psikopatoloji türlerinde ortaya çıkabilecek olası sonuçları belirleyen bünyesel ve rastlantısal etkenlerin birleşik etkisi altında gerçekleştiğini vurgulamıştır. Örneğin Freud (1905b, 1913d), erkek eşcinselliğinin, paranoyanın ve obsesyonel nevrozun gelişiminde anal erotizmin sürekliliğinin önemine dikkat çekmiştir.

Abraham (1921, 1924b), Freud’un görüşlerini geliştirerek anal evreyi iki alt evreye ayırmış ve bu dizilimi gelişen nesne ilişkileriyle bağlantılandırmıştır. Çocuğun anal sfinktere ilişkin fantezi temsili, kısmi nesnenin boşaltıldığı ve yok edildiği erken alt evreden, nesnenin tutulduğu ve denetlendiği daha geç alt evreye doğru ilerlemeyi örgütler. Abraham (1921) ayrıca, dışkının aşırı değerlenmesinin simgesel olarak tüm sahip olunanlarla, özellikle de parayla kurulan ilişkide sürdüğü anal karakteri de betimlemiştir.

Karakter özelliklerinin ve belirtilerin kökenine evreye-özgülük atfetme anlayışı, gelişimin tüm düzeylerinden türeyen bir uzlaşım ürünü görüşüyle yer değiştirmiştir. Erikson (1959), yaşam evrelerinin gelişimine ilişkin şemasında analiteyi özerklik karşısında kendinden kuşku evresiyle ilişkilendirmiştir. Bununla birlikte Shengold (1985), ruhsal gelişimde beden egosunun [body ego] örgütleyici bir güç olarak rolünü yeniden tesis etme çabası içinde, sağlıklı işleyişte anal evre çatışmasının ustalıkla çözümlenmesinin -özellikle saldırganlığın yönetiminde- kritik önemini vurgulamıştır. Daha az sağlıklı bir çözümde ise, analiteye karşı geliştirilen savunmalar, duygusal derinlik ve karmaşıklığın sfinkter-benzeri bir biçimde kısıtlanması şeklini alır. Chasseguet-Smirgel (1978), tüm cinsiyet ve yaş farklılaşmalarının ortadan kaldırıldığı ve indirgemeci bir değersizleştirmenin her şeyi dışkıya dönüştürdüğü sapkın [perverse] yapıda anal sadizmin katkısını vurgulamıştır.

Kaynak:

American Psychoanalytic Association. (2012). Anality. İçinde Psychoanalytic terms and consepts (4. baskı, s. 15).

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir